Gelmiş Bulundum / Edip Cansever

Ben mişim -neymiş- su sesiymiş
Oymuş -cam kırıkları gibi gövdemi yakan-
Yanağında sardunya kokusuyla yazdan
Kimmiş o gelen ya giden kimmiş
Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş
Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.

Güneş mi batarmış bir özel ismi bitirir gibi
Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan
Kim koparmış dalından bu yabani incirleri
Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.

Yıldızlar, büyülü ülke adımı unutturan
Bir kaya, bir ot, bir akarsu
Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu
Ki bütün ölüleri sığa çıkaran
Ve kenti bir ölüm derinliğine salan
Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.

Şiirler yazdım, kitaplar okudum
Elimde bir bardak aldım, onu yeniden oydum
Derinlerde kaldım böyle bir zaman
Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
Söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.

seslerinuyumu
seslerinuyumu:

Garson: Efendim,sizleri burada görmek büyük mutluluk!
Cemal Süreya: Kim istemez ki mutlu olmayı? Ama mutsuzluğa da var mısın?
Garson: Anlamadım efendim?
Can Yücel: Geldiğin kadar değil, göründüğün kadar mutlusun ve sakın unutma; gittiğin kadar değil,hak ettiğin kadar unutulursun…
Garson: Anlıyorum efendim…Neyse, ne alırdınız?
Nilgün Marmara: Sen ne getirdin bana çocukluğundan?
Garson: Çocukluğumdan mı? Siz ne isterseniz mutfaktan onu getireceğim işte.
Edip Cansever: Bu aralar ellerim hep üşür benim. Doktor ‘kansızlık’ der, ben ‘sensizlik’ derim.
Nilgün Marmara: Üşümüşüm, düşlerimin üzeri açıktı.
Garson : Ekrem klimayı aç oradan, çattık ya!
Tomris Uyar: Bazen sensiz kalmak, kırıldığını göstermenin en iyi yoludur.
Garson: Estağfurullah efendim,ne kırılması, bugün kötü bir gün sanırım benim için.
Yaşar Kemal: Gülümse karamsarları şaşırt, gülümse güller açsın yüzünde,gülümsemenle yayılsın ışık, dünyayı ısıtmasan da güneş gibi çevreni ısıt.
Garson: Ekrem klimayı kapat, gülümsüyorum.

seslerinuyumu:

Garson: Efendim,sizleri burada görmek büyük mutluluk!

Cemal Süreya: Kim istemez ki mutlu olmayı? Ama mutsuzluğa da var mısın?

Garson: Anlamadım efendim?

Can Yücel: Geldiğin kadar değil, göründüğün kadar mutlusun ve sakın unutma; gittiğin kadar değil,hak ettiğin kadar unutulursun…

Garson: Anlıyorum efendim…Neyse, ne alırdınız?

Nilgün Marmara: Sen ne getirdin bana çocukluğundan?

Garson: Çocukluğumdan mı? Siz ne isterseniz mutfaktan onu getireceğim işte.

Edip Cansever: Bu aralar ellerim hep üşür benim. Doktor ‘kansızlık’ der, ben ‘sensizlik’ derim.

Nilgün Marmara: Üşümüşüm, düşlerimin üzeri açıktı.

Garson : Ekrem klimayı aç oradan, çattık ya!

Tomris Uyar: Bazen sensiz kalmak, kırıldığını göstermenin en iyi yoludur.

Garson: Estağfurullah efendim,ne kırılması, bugün kötü bir gün sanırım benim için.

Yaşar Kemal: Gülümse karamsarları şaşırt, gülümse güller açsın yüzünde,gülümsemenle yayılsın ışık, dünyayı ısıtmasan da güneş gibi çevreni ısıt.

Garson: Ekrem klimayı kapat, gülümsüyorum.

Edip Cansever için yazılanlar edip mi? işte hüznün eski bilgesi, yaşamak yükü ve umuduyla baygınlaşan.- Ahmet Oktay
yeşil ipek gömleğinin yakası büyük zamana düşer. her şeyin fazlası zararlıdır ya, fazla şiirden öldü edip cansever.- Cemal Süreya
sevgili edip sen öleli adını ne koyarsan koy, oteller de değişti.bir kenti kullanmanın unutuldu tüm inceliği.- Metin Altıok

Edip Cansever için yazılanlar

edip mi?
işte hüznün eski bilgesi,
yaşamak yükü ve umuduyla
baygınlaşan.
- Ahmet Oktay

yeşil ipek gömleğinin yakası
büyük zamana düşer.
her şeyin fazlası zararlıdır ya,
fazla şiirden öldü edip cansever.
- Cemal Süreya

sevgili edip sen öleli
adını ne koyarsan koy,
oteller de değişti.bir kenti kullanmanın
unutuldu tüm inceliği.
- Metin Altıok